İş kazasında işverenin sorumluluğu, işverenin işçiyi koruma ve gözetme borcundan doğar. İşveren işyerinde iş sağlığı ve güvenliği için gerekli her türlü önlemi almak zorundadır. Bu önlemleri almayan işveren, kaza sonucu doğan zararı tazminat olarak öder.[1]
Bu yazıda sorumluluğun dayanağı, işverenin yükümlülükleri ve kusurun nasıl belirlendiği anlatılıyor. İşçinin kusuru ile alt işveren ilişkisinin sorumluluğa etkisi de yer alıyor. Konunun genelini iş kazası halinde işçi hakları yazısında bulabilirsiniz.
İş Kazasında İşverenin Sorumluluğunun Hukuki Dayanağı
Türk Borçlar Kanunu işverene açık bir yükümlülük yükler. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak ve araç gereçleri noksansız bulundurmak zorundadır. İşçinin ölümü ya da vücut bütünlüğünün zedelenmesi halinde zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da aynı yönde hüküm içerir. İşveren çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.[2] İşyeri dışındaki kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Yargıtay’a göre işçi iş kazası tazminatı için sözleşmeye aykırılık ya da haksız fiil hükümlerinden birine dayanabilir. İki dava hakkı birbiriyle yarışır. Sözleşmeye aykırılığa dayanıldığında on yıllık zamanaşımı uygulanır.
İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülükleri
Kanun işverene geniş bir görev listesi verir. Bu görevlerin eksik kalması kusur değerlendirmesinde işveren aleyhine sonuç doğurur.
- Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbiri almak
- Alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek
- Risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak
- Çalışana görev verirken sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözetmek
- Yeterli bilgi verilmeyen çalışanların tehlikeli yerlere girmesini önlemek
Önlemlerin maliyeti çalışana yansıtılamaz. İşverenin bu yükümlülükleri yerine getirmesi için sadece belge düzenlemesi yetmez. Tedbirlerin işyerinde fiilen uygulanması ve denetlenmesi gerekir.[3]

İş Kazasında İşverenin Sorumluluğu İçin Kusur Gerekir mi?
İş kazasında işverenin sorumluluğu kusura dayanır. Ancak Yargıtay bu kusuru objektifleştirmiştir. Mevzuattaki teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı sayılır.
Yazılı kurallar tek ölçü değildir. İşveren, yazılı olmayan ama teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülür. Kaza olasılığını ortadan kaldıracak ya da azaltacak her önlem, maliyeti ne olursa olsun işverenin koruma borcunun içindedir.
İşveren kendini şu gerekçelerle savunamaz. İşyerini yeni açtığını, teknik gelişmeleri bilmediğini, ekonomik durumunun zayıf olduğunu ya da benzer işyerlerinde önlem alınmadığını ileri sürmek sorumluluğu kaldırmaz.
İşveren Hangi Hallerde Sorumluluktan Kurtulur?
İşverenin sorumluluktan kurtulması için kaza ile ihmali arasındaki uygun illiyet bağının kesilmesi gerekir. Bunu ispat yükü işverendedir. Yargıtay üç durumda illiyet bağının kesildiğini kabul eder.
- Mücbir sebep
- Zarar görenin ağır kusuru
- Üçüncü kişinin ağır kusuru
Bu hallerden biri ispatlanırsa işverenin sorumluluğuna gidilemez. İspat edilemezse işveren kusur oranına göre sorumlu olur. Kusur oranları iş güvenliği alanında bilirkişi heyetinin raporuyla belirlenir.
İşçinin Kusuru İş Kazasında İşverenin Sorumluluğunu Kaldırır mı?
İşçinin dikkatsizliği işvereni her zaman sorumluluktan kurtarmaz. Kanun açıkça çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülüklerinin işverenin sorumluluklarını etkilemediğini belirtir. İşçinin kusuru yalnızca tazminattan indirim sebebidir.
Türk Borçlar Kanunu zarar görenin kusurunu dikkate alır. Hakim, zararın doğmasında ya da artmasında etkili olan işçinin kusuru oranında tazminatı indirebilir. İşçinin kusuru illiyet bağını kesecek yoğunlukta değilse işverenin sorumluluğu devam eder.
Bunun sonucu pratiktir. Kaza tutanağında işçinin hatası yazılı olsa bile işveren eğitim, denetim ve güvenli ekipman yükümlülüğünü yerine getirmediyse kusur payı yüksek çıkar. Kusur oranı doğrudan tazminat tutarını etkiler.
Asıl İşveren ve Alt İşverenin Sorumluluğu
Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.[4] Yargıtay iş kazalarında asıl işveren ve alt işvereni birlikte sorumlu tutar. İş kazasında işverenin sorumluluğu bu durumda zincirdeki işverenlere yayılır.
İşverenlerin kendi aralarındaki kusur payı iç ilişkide önem kazanır. Tazminatı ödeyen işveren, ödediği tutarı kusuru ölçüsünde diğerinden isteyebilir. İşçi açısından önemli olan tazminatın tahsil edilebilir bir işverenden istenmesidir.
İşveren Hangi Tazminatlarla Karşılaşır?
Bedensel zararlarda tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar tazmin edilir.[5] Ağır bedensel zarar ya da ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat da ödenebilir.[6]
SGK’nın bağladığı gelirlerden rücu edilebilir olan kısım zarardan indirilir. Bu denkleştirmenin sebebi aynı zararın iki kez ödenmesini önlemektir. Maddi tazminatın hesabını görmek için iş kazası tazminatı hesaplama aracına bakabilirsiniz.
İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında arabulucuya başvurmak dava şartı değildir. Dava süresi ise iş kazası zamanaşımı yazısında anlatılıyor. Ölüm halinde yakınların alacağı tazminat için destekten yoksun kalma tazminatı yazısı yol gösterir.
Doğrudan açılacak dava için iş kazası tazminat dava dilekçesi örneği kullanılabilir.
Cezai ve İdari Sorumluluk
İş kazasında işverenin sorumluluğu tazminatla sınırlı değildir. Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.[7] Taksirle yaralama suçu ise dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir ve yaralanmanın ağırlığına göre ceza artar.
SGK da işverene rücu edebilir. İş kazası işverenin kastı ya da iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu olmuşsa Kurumun yaptığı ödemeler ve gelirin ilk peşin sermaye değeri, işçinin işverenden isteyebileceği tutarlarla sınırlı olmak üzere işverene ödettirilir.[8] Bu rücu davasında kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
SGK Rücu Davası Nedir ve İşvereni Nasıl Etkiler?
SGK rücu davası, Kurumun iş kazası nedeniyle yaptığı ödemeleri işverenden geri istediği davadır. Dayanağı 5510 sayılı Kanun m.21’dir.
Kurum her kazada rücu edemez. Kazanın işverenin kastı ya da iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu olması gerekir. Yargıtay bu sorumluluğun niteliğini şöyle belirtmiştir.
“21. maddede düzenlenen işverenin sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Borçlar Kanununda düzenlenen kusursuz sorumluluk hallerinin Kurumun rücu alacağında uygulama alanı yoktur.”
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2019/145 K.2019/5250, 20.06.2019[9]
Kurumun isteyebileceği tutarın bir sınırı vardır. Ödemeler ile gelirin ilk peşin sermaye değeri, işçinin işverenden isteyebileceği tutarlarla sınırlıdır. Bu yüzden mahkeme rücu davasında işçinin gerçek zararını da hesaplatır.
Kaçınılmazlık ilkesi de dikkate alınır. Yargıtay’a göre kaçınılmazlık varsa işveren, belirlenen oranda sorumluluktan kurtulur. Kusur ve tavan hesabı için mahkeme bilirkişiye başvurur.
Kaza üçüncü bir kişinin kusuruyla olmuşsa Kurum ödemelerin yarısını o kişiye rücu eder. Kaza süresinde bildirilmemişse bildirim tarihine kadarki geçici iş göremezlik ödeneği de işverenden tahsil edilir. Bildirim süreleri için iş kazası bildirimi yazısına bakabilirsiniz.
Rücu davası işçinin kendi tazminat davasından ayrıdır. Kurumun ödediği günlük ödenek için geçici iş göremezlik ödeneği yazısına bakabilirsiniz.
Önlem Alınmazsa İşçi Ne Yapabilir?
Ciddi ve yakın tehlike varsa işçi işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve tedbir alınmasını talep eder. Talep yönünde karar verilirse işçi tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Bu dönemde ücreti ve diğer hakları saklıdır.[10]
Talep edilmesine rağmen tedbir alınmazsa işçi iş sözleşmesini feshedebilir. Bu fesih iş kanununa göre haklı fesih kapsamında değerlendirilir ve kıdem tazminatı hakkı doğurabilir. Ayrıntısı için kıdem tazminatı yazısına bakabilirsiniz.
Yargıtay Kararında İşverenin Sorumluluğu
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, elektrik direğinde elektrik çarpması sonucu hayatını kaybeden bir işçinin yakınlarının açtığı davada işverenin önlem alma borcunu geniş yorumladı. Daire işverenin savunmalarını şu sözlerle değerlendirdi.
“Bu önlemler konusunda işveren işyerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz.”
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2024/6995 K.2025/10456, 23.06.2025[11]
Olayda birden çok şirket asıl işveren ve alt işveren zinciri içindeydi. Mahkeme, başka bir dosyada alınan ve davanın açılmamış sayılmasıyla sonuçlanan kusur raporuna dayanarak karar vermişti. Daire bu raporun eldeki dava için bağlayıcı olmadığını belirterek kararı oy birliğiyle bozdu.
Bozma sebebi usule ilişkindir. Daire kusur oranlarının ceza dosyası ve rücu dosyasındaki raporlar da irdelenerek iş güvenliği alanındaki bilirkişi heyetinden alınacak yeni raporla belirlenmesini istedi.
İş kazasında işverenin sorumluluğu bakımından kararın ilkesi açıktır. Önlem alma borcu yazılı kuralla sınırlı değildir. İşveren eksiklerini gerekçe göstererek sorumluluktan kurtulamaz.
Güncel kararlara Yargıtay karar arama sayfasından ulaşabilirsiniz.
İlgili yazılar: iş sağlığı ve güvenliği kapsamında işçi hakları ve inşaat işçisinin hakları.
İş Kazasında İşverenin Sorumluluğu Hakkında Sık Sorulan Sorular
İşverenin sorumluluğuyla ilgili en çok sorulan sorular aşağıda yanıtlandı.
İşçi kendi hatasıyla kaza yaptıysa işveren hiç sorumlu olmaz mı?
İşçinin hatası işvereni her zaman kurtarmaz. İşçinin kusuru tazminattan indirim sebebidir. Yalnızca işçinin ağır kusuru illiyet bağını keserse işveren sorumluluktan kurtulur.
Koruyucu donanım verildiyse işveren sorumluluktan kurtulur mu?
Donanımın verilmesi tek başına yeterli değildir. İşveren kullanımı izlemek, denetlemek ve işçiye eğitim vermekle yükümlüdür. Eğitim ve denetim eksikse kusur işverene yüklenir.
Taşeron işçisi kaza geçirirse hangi işverenden tazminat istenir?
Alt işveren ve asıl işveren birlikte sorumlu tutulabilir. İşçi tazminat davasını ikisine birlikte açabilir. Kusur payları işverenlerin kendi iç ilişkilerinde dikkate alınır.
İşveren iş kazası nedeniyle hapis cezası alır mı?
Taksirle yaralama ve taksirle öldürme suçlarından ceza davası açılabilir. İşveren, işveren vekili ve iş güvenliği görevlileri kusurları oranında yargılanabilir. Ceza davası ile tazminat davası birbirinden bağımsızdır.
İşveren sigortasız işçinin kazasında da sorumlu olur mu?
Evet. Sigortasız çalıştırılan işçinin kazasında işveren hem işçiye hem SGK’ya karşı sorumlu olabilir. Konu ayrı bir yazıda ele alındı.
Kaynaklar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417 ↩
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.4 ↩
- 6331 sayılı Kanun m.4 ve m.10 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.2 ↩
- 6098 sayılı Kanun m.54 ↩
- 6098 sayılı Kanun m.56 ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.85 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.21 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2019/145 K.2019/5250, 20.06.2019 ↩
- 6331 sayılı Kanun m.13 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2024/6995 K.2025/10456, 23.06.2025 ↩