Maaştan kesinti, işverenin işçinin ücretinden kanunun ya da sözleşmenin izin vermediği tutarları düşmesidir. Vergi, sigorta primi ve icra gibi kanuni kesintiler geçerlidir. Ceza ya da teminat adıyla yapılan tek taraflı kesintiler ise ancak çok dar şartlarla mümkündür.[1]
Bu yazıda maaştan kesinti yapılabilecek ve yapılamayacak haller anlatılıyor. Alacakların genel çerçevesi için işçilik alacakları rehberine bakabilirsiniz.
Maaştan Kesinti Hangi Hallerde Yapılabilir?
İş Kanunu ücret hesap pusulasında gösterilmesi gereken kesintileri sayar. Pusulada vergi ve sigorta primi gibi kalemlerin yanında avans mahsubu ile nafaka ve icra kesintilerinin de ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.[2] Bu liste hangi kesintilerin meşru sayıldığını gösterir.
- Gelir vergisi ve damga vergisi gibi vergi kesintileri
- Sigorta primi işçi payı
- İşçiye daha önce verilmiş avansın mahsubu
- Nafaka ve icra kesintileri
- Sözleşmede gösterilen sebeplerle verilen ücret kesme cezası
Bu kesintilerin tamamı pusulada ayrı kalem olarak yer almalıdır. Pusulada görünmeyen bir kesinti işçiye açıklanmamış olur. İşçi bu tutarın dayanağını işverenden sorabilir.
Brüt ve Net Ücret Farkı Kesinti Sayılır mı?
İşçiler çoğu zaman sözleşmedeki ücretle eline geçen tutar arasındaki farkı kesinti sanır. Oysa bu fark genellikle vergi ve sigorta primi işçi payından oluşur. Bu tutarlar kanundan doğar ve işveren tarafından işçi adına ilgili kurumlara ödenir.
Sözleşmede ücret brüt ya da net olarak yazılabilir. Hangisinin yazıldığı alacak hesabını değiştirir. İki tutar arasındaki farkı görmek için brütten nete ve netten brüte araçları kullanılabilir.
Maaştan kesinti şüphesi doğduğunda önce pusuladaki kalemlere bakılır. Vergi ve prim dışında bir kalem varsa dayanağı sorulmalıdır.
Maaştan Kesinti Hangi Hallerde Yapılamaz?
İşveren, sözleşmede ya da toplu iş sözleşmesinde gösterilmeyen bir sebeple ücretten ceza kesintisi yapamaz. Sözleşmeye yalnızca işçi aleyhine konulan ceza koşulu da geçersizdir.[3] Bu iki kural işçinin ücretini tek taraflı kesintilere karşı korur.
- İşçinin ayrılmaması için ücretten teminat tutulması
- İşi bırakan işçiden bir maaşın cezai şart olarak kesilmesi
- Sebebi bildirilmeyen ceza kesintisi
- Kanundaki üst sınırı aşan ceza kesintisi
- Pusulada gösterilmeyen kesinti
İşveren işçinin kusuruyla zarar gördüğünü düşünse bile ücretten kendiliğinden mahsup yapmak risklidir. Zararın ayrıca ispat edilmesi gerekir. İşveren zararını dava ya da icra yoluyla isteyebilir.

Maaştan Kesinti ve Ücret Kesme Cezası
İş Kanunu ücret kesme cezasını ayrıca düzenler. İşveren toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez.[4] Ceza kesintisinin işçiye derhal sebepleriyle birlikte bildirilmesi şarttır.
Kesinti, bir ayda iki gündelikten fazla olamaz. Parça başına ya da iş miktarına göre ücret alan işçide sınır işçinin iki günlük kazancıdır. Bu paralar işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına yatırılır.
İşveren ceza paralarının ayrı hesabını tutmak zorundadır. Kesilen para işverenin gelirine dönüşmez.
Ücret kesme cezasını kanuna aykırı biçimde veren ya da kesintinin sebebini bildirmeyen işverene idari para cezası uygulanır.[5]
İcra Kesintisi ve Haciz Sınırı
İşçinin ücreti üzerine haciz konulursa işveren ücretten kesinti yapmak zorundadır. İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devredilemez.[6] Nafaka borcu alacaklılarının hakları saklıdır.
İşçinin bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hakim tarafından takdir edilecek miktar bu sınırın dışında tutulur. İcra dairesi işverene gönderdiği yazıda kesilecek tutarı belirtir. İşveren bu tutarı pusulada icra kesintisi olarak göstermelidir.
Yargıtay, icra haczi nedeniyle yapılan kesintinin eksik ücret ödemesi sayılamayacağını kabul etmiştir. Böyle bir kesinti işçiye haklı fesih hakkı da vermez.[7]
Haklı fesih koşulları maaşı ödenmeyen işçi nereye başvurmalı yazısında anlatılıyor.
Maaştan Kesinti Yapılmışsa İşçi Ne Yapmalı?
İlk adım ücret pusulası ile banka dökümünü karşılaştırmaktır. Pusulada gösterilmeyen ya da yetkisiz görünen her kesinti not edilmelidir. Ardından işverene yazılı itiraz gönderilir.
- Pusulayı ve banka hesabının dökümünü saklayın
- Kesinti sebebinin yazılı olarak bildirilmesini isteyin
- Haksız kesilen tutarı yazılı olarak talep edin
- Sonuç alamazsanız arabuluculuk ya da icra yoluna gidin
Haksız kesilen tutar ücret alacağıdır. Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.[8] Süreler için işçilik alacakları zamanaşımı yazısına bakılabilir.
Kesinti sürekli hale gelmişse ücretin kanun ya da sözleşme hükümlerine uygun hesaplanmadığı kabul edilebilir. Bu durum işçiye haklı fesih imkanı verir.[9] Pusula vermeyen ya da kanuna aykırı ceza kesintisi yapan işverenle ilgili Bölge Çalışma Müdürlüğüne de başvurulabilir.
Haksız kesilen tutarı diğer alacaklarla birlikte görmek için tüm işçi alacakları hesaplama aracı yararlı olur.
Yargıtay Kararında Maaştan Kesinti
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ücretin işi bırakmasın diye tutulmasını bir kararında şöyle değerlendirmiştir.
“Davalı işverenin çalışma karşılığı olan ücreti sözleşmede kararlaştırılan zamanda, en geç kanunda açıklanan süre içinde işçiye ödemesi şarttır. Hal böyle olunca, davacının ilk baştaki çalışma karşılığı olan iki aylık ücretinden 1 aylık ücretinin, işi süresinden önce bırakmamasını teminen ödememesi yasaya aykırıdır.”
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E.2016/9772 K.2016/10862, 17.05.2016[10]
Davada sözleşme, işin başındaki ilk iki aylık maaşın yarısının iş bitimine kadar içeride tutulmasını öngörmüştür. Maddede ayrıca işçinin işi erken bırakması halinde bir maaşın cezai şart olarak kesileceği yazılıdır.
Mahkeme cezai şartın işveren lehine gerçekleştiğini kabul ederek talebi reddetmiştir. Daire, bu uygulamanın İş Kanunu’nun ücrete ilişkin hükümlerine aykırı olduğunu belirtmiş ve bir aylık ödenmeyen ücret alacağının hüküm altına alınması gerektiğine karar vererek hükmü bozmuştur. Güncel kararlara Yargıtay karar arama sayfasından ulaşılabilir.
Karar, ücretin bir bölümünün güvence adıyla tutulmasının da haksız olduğunu gösterir. Kanun ücretin zamanında ve tam ödenmesini arar. Bu ilke maaştan kesinti tartışmalarının temelini oluşturur ve işçi aleyhine konulan ceza koşuluyla aşılamaz.
İlgili yazılar: işçinin avans talebi.
Maaştan Kesinti Hakkında Sık Sorulan Sorular
Kesintilerle ilgili en sık sorulanlar aşağıda yanıtlandı.
İşveren maaştan kesinti yapmadan önce haber vermek zorunda mı?
Ücret kesme cezası işçiye derhal sebepleriyle birlikte bildirilmelidir. İcra gibi kanuni kesintiler ise ücret pusulasında ayrı kalem olarak gösterilir. Bildirilmeyen kesinti işveren açısından idari yaptırım doğurabilir.
Maaştan icra kesintisi en fazla ne kadar olabilir?
İşçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez. Nafaka alacaklılarının hakları bu sınırdan ayrı tutulur. Kesilecek tutarı icra dairesinin yazısı belirler.
İşten ayrılırken kesinti yapılabilir mi?
İş sözleşmesi sona erdiğinde işçinin ücreti ve diğer parayla ölçülebilir hakları tam olarak ödenmek zorundadır. İşverenin zarar iddiası bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. İşveren iddiasını ayrı bir dava ya da takiple ileri sürmelidir.
Haksız maaş kesintisi haklı fesih sebebi olur mu?
Ücretin kanuna ya da sözleşmeye uygun hesaplanmaması haklı fesih sebebidir. İcra haczi gibi yasal dayanağı olan kesintiler bu kapsama girmez. Fesih bildiriminde nedenin açıkça yazılması gerekir.
Verilen avans maaştan kesilebilir mi?
Evet. Avans mahsubu ücret pusulasında gösterilen yasal kalemlerden biridir. Mahsup edilen avansın işçiye gerçekten verildiği ve kayıtlarda belgelendiği gösterilebilmelidir.
Haksız kesilen maaş nasıl geri alınır?
Önce işverene yazılı olarak iade talep edilir. Sonuç alınamazsa arabuluculuk, ardından iş mahkemesi ya da icra takibi yolu kullanılır. Kesilen tutar ücret alacağı olduğundan beş yıllık süre içinde istenmelidir.
Kaynaklar
- 4857 sayılı İş Kanunu m.37 ve m.38 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.37 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.38 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.102 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.35 ↩
- Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E.2017/18955 K.2018/27375, 17.12.2018 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.32 ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.24/II-e ↩
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E.2016/9772 K.2016/10862, 17.05.2016 ↩