İçeriğe geç
iscihaklarim.com

Boşta Geçen Süre Ücreti Nedir? Kimler Alır, Dört Ay Nasıl Sayılır?

Yayın

Boşta geçen süre ücreti, işe iade davası sürerken çalıştırılmayan işçiye ödenen, en çok dört aylık ücret ve diğer hak tutarıdır. Kanunun sınırı budur ve dava dört aydan uzun sürse bile bu tutar aşılmaz.[1]

Bu yazıda ücretin kimlere ödendiği, dört ayın nasıl sayıldığı, hangi hakların tutara girdiği ve faizin ne zaman işlediği anlatılıyor. Davanın genel akışı için işe iade davası yazısına bakabilirsiniz.

Boşta Geçen Süre Ücreti Nedir?

İşe iade davası aylar sürebilir. Bu sürede işçi işsiz kalır, kararı beklerken gelir elde edemez. Kanun bu bekleyişin bir bölümünü işverene yükler.

Mahkeme feshin geçersizliğine karar verdiğinde, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş ücret ve diğer hakları ödenir. Mahkeme bu tutarı kararda ayrıca belirler. Miktar, dava tarihindeki ücret esas alınarak parasal olarak yazılır.

İşe başlatmama tazminatı ile karıştırılmaması gerekir. Tazminat işverenin başlatmamasına bağlı bir yaptırım, boşta geçen süre ücreti ise işçinin beklediği sürenin karşılığıdır. Tazminatı ayrıca işe başlatmama tazminatı yazısında anlattık.

Boşta Geçen Süre Ücretini Kimler Alır?

Ücrete hak kazanmak için işçinin kesinleşen karardan sonra süresinde işverene başvurması gerekir. Başvuru süresi, kararın işçiye tebliğinden itibaren on işgünüdür. İşçi bu süreyi kaçırırsa fesih geçerli sayılır ve boşta geçen süre ücreti doğmaz.

Süresinde başvuran işçi ücreti alır. İşveren işçiyi işe başlatsa da başlatmasa da bu hak devam eder. İşe başlatılan işçinin sözleşmesi kesintisiz sürmüş sayılır ve yalnızca bu ücret ödenir.

İşe başlatılmayan işçi ise ücretle birlikte işe başlatmama tazminatını da alır. Fesih tarihi bu halde işverenin başlatmayacağını bildirdiği gün ya da başvuruyu izleyen bir ayın sonudur.

Boşta geçen süre ücreti hakkında dört temel kural infografiği
Boşta geçen süre ücretinde dört temel kural

İşçi İşe Başlamazsa Boşta Geçen Süre Ücreti Doğar mı?

Doğmaz. İşçi süresinde başvurur, işveren de işçiyi işe çağırır, ancak işçi başka bir işte çalıştığı için gitmezse başvurusu samimi sayılmaz. Bu durumda işçi hiç başvurmamış gibi sonuç doğar.

Hukuk Genel Kurulu bu görüşü oy çokluğuyla benimsemiştir. Görüşmelerde yasada işe başlama şartı bulunmadığı ve işçiden bu kadar uzun süre çalışmadan beklemesinin istenemeyeceği ileri sürülmüş, çoğunluk bu görüşü kabul etmemiştir.

İşçi bu durumda da kıdem ve ihbar tazminatını alabilir. Bu tazminatlar geçerli fesihten doğduğu için ayrıca istenir. Ayrıntı için kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı yazılarına bakılabilir.

Dört Ay Nasıl Sayılır?

Dört ay, fesih tarihinden itibaren işçinin çalıştırılmadığı dönemdir. Kararın kesinleşmesine kadar geçen süre bu aydan kısaysa kısa süre için, uzunsa dört ay için ödeme yapılır. Üst sınır kanunda yazılıdır ve sözleşmeyle değiştirilemez.

İşçinin dava sürerken başka bir işte çalışmaya başlaması bu sınırı daraltmaz. Yargıtay, üç ay sonra başka işyerinde çalışmaya başlayan bir işçinin ücretini üç aya indiren mahkeme kararını bozmuş ve ücretin dört ay üzerinden hesaplanmasını istemiştir.[2]

Aynı daire, başka işten elde edilen gelirin boşta geçen süre ücretinden indirilmesini de doğru bulmamıştır.[3] İşçi dava süresince çalışarak geçimini sağladı diye hakkını kaybetmez.

Hangi Ücret ve Haklar Hesaba Girer?

Ücret, işçinin çalışması devam ediyormuş gibi belirlenir. Fesihten sonraki dönemde zam ya da yeni bir toplu iş sözleşmesi yürürlüğe girmişse, her dönem için ayrı ayrı hesap yapılır.

Diğer haklar kavramı para ile ölçülebilen hakları kapsar. Yargıtay bunlara ikramiye, gıda yardımı, yol yardımı, yakacak yardımı ve servis hizmetini örnek olarak sayar. İşçinin fiilen çalışmasına bağlı alacaklar ise hesaba katılmaz.

Hesaba girer Hesaba girmez
Aylık ücret Fazla çalışma ücreti
İkramiye, gıda ve yol yardımı Hafta tatili çalışma ücreti
Yakacak yardımı ve servis hizmeti Fiili çalışmaya bağlı diğer alacaklar

Tutar kararda brüt olarak yazılır. Vergi ve sigorta kesintileri ödeme sırasında yapılır. Tutarı kendi ücretinizle görmek için tüm işçi alacakları hesaplama aracına bakabilirsiniz.

Boşta Geçen Süre Ücretine Faiz İşler mi?

İşler. Boşta geçen süre ücretine mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanır. İşe başlatmama tazminatındaki yasal faizden farklı olarak bu alacak ücret niteliğindedir.

Faizin başlangıcı işçinin başvurusuna bağlıdır. İşçi işe başlama başvurusunda ücretin ödenmesini de istemişse işveren başvuruyla birlikte temerrüde düşer. Faiz başvuru tarihinden başlar.

Başvuruda ücret hiç istenmemişse faiz dava tarihinden, varsa ıslah tarihinden itibaren işler. Alacağın muaccel olduğu an ise işçinin işe iade için başvurduğu andır. Başvuruda ücretin açıkça istenmesi bu yüzden pratik bir önem taşır.

İşe Başlama Başvurusunda Ücret Talebi Nasıl Yazılır?

Kanun başvurunun şeklini düzenlemez. Yine de noter ihtarnamesi tarihi ve içeriği belgelediği için en güvenli yoldur. İhtarnamede işçinin işe başlamak istediği açıkça yazılmalıdır.

Aynı metne dört aya kadar boşta geçen süre ücretinin ve diğer hakların ödenmesi talebi de eklenmelidir. İşçi böylece işvereni temerrüde düşürür ve faiz başvuru tarihinden işlemeye başlar. İşe başlatılmama ihtimali için işe başlatmama tazminatı da aynı metinde istenebilir.

Arabuluculukta işe dönüş konusunda anlaşılırsa tutanakta boşta geçen süre ücretinin parasal miktarı da yazılmak zorundadır. Miktar yazılmazsa kanun anlaşmayı yok sayar. Tutanaktaki rakam bu nedenle işçi için bağlayıcı bir belge niteliği taşır.

Mahsup ve Kıdeme Etkisi

İşe başlatılan işçiye fesihte peşin ödenen bildirim süresi ücreti ve kıdem tazminatı, boşta geçen süre ödemesinden mahsup edilir.

Boşta geçen dört aya kadar olan süre kıdeme de eklenir. İşe başlatılmayan işçide kıdem tazminatı, yeni fesih tarihine dört ayın eklenmesiyle bulunan kıdem üzerinden hesaplanır. Bu fark çoğu kez gözden kaçar.

Yargıtay Kararında Boşta Geçen Süre Ücreti

Hukuk Genel Kurulu, işe başlama başvurusu yapıp işveren çağırdığı halde işe gitmeyen işçinin durumunu karara bağlamıştır. Olayda işçi başka bir işyerinde çalışıyordu ve yalnızca işe iade kararının mali sonuçlarından yararlanmak istemişti. Kurul, mahkemenin ücrete hükmeden direnme kararını bozmuştur.

“Buna göre süresinde işe başlatılması için başvuruda bulunan işçinin çağrıldığı halde işe başlamaması halinde 4857 sayılı İş Kanununun 21/5 inci maddesindeki hükmün kıyasen uygulanması sureti ile işverence yapılan fesih geçerli feshin sonuçlarını doğuracağından boşta geçen süre ücretine hak kazanması mümkün olmayacaktır.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2015/1035 K.2017/534, 22.03.2017[4]

Karar iki yönlü okunmalıdır. İşçi için ders, işe iade başvurusunun gerçek bir işe dönüş niyetiyle yapılması gerektiğidir. İşveren için ders ise çağrının yazılı ve ispatlanabilir olmasıdır.

Güncel Yargıtay kararlarına Yargıtay karar arama sayfasından ulaşabilirsiniz.

Boşta Geçen Süre Ücreti Hakkında Sık Sorulan Sorular

Boşta geçen süre ücretiyle ilgili sık gelen sorular aşağıda yanıtlandı.

Boşta geçen süre ücreti kaç ay ödenir?

En çok dört aylık ücret ve diğer haklar ödenir. Kararın kesinleşmesine kadar geçen süre dört aydan kısaysa yalnızca o süre için ödeme yapılır.

İşe başlatılan işçi boşta geçen süre ücreti alır mı?

Alır. İşçi süresinde başvurmuşsa işveren işçiyi başlatsa da boşta geçen süre ücreti ödenir. İşverenin fesihte peşin ödediği kıdem ve ihbar tutarları bu ödemeden düşülür.

Dava sürerken başka işte çalışan işçi ücreti alabilir mi?

Alabilir. Yargıtay başka işte çalışmanın ücreti dört aydan aşağı çekmeyeceğini kabul eder. İşçinin başka işte kazandığı gelir de ücretten düşülmez.

Boşta geçen süre ücretinden vergi kesilir mi?

Tutar brüt olarak hükmedilir ve kesintiler ödeme sırasında yapılır. İşe başlatmama tazminatındaki gelir vergisi istisnası bu ücret için geçerli değildir.

Boşta geçen süre ücretine ne zaman faiz işler?

İşe başlama başvurusunda ücret de istenmişse başvuru tarihinden faiz işler. Başvuruda istenmemişse dava ya da ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanır.

Kaynaklar

  1. 4857 sayılı İş Kanunu m.21 ↩
  2. Yargıtay 9. HD, E.2016/22722 K.2017/12650, 11.09.2017 ↩
  3. Yargıtay 9. HD, E.2016/11408 K.2019/22589, 17.12.2019 ↩
  4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2015/1035 K.2017/534, 22.03.2017 ↩